WEB TAVSİYE: http://www.euroave.com
Artik kaybolmak yok.
Gidecegimiz yer ne kadar uzak olursa olsun sol tarafa mektup adresini girmek yeterli.
Sonra gelsin cadde ve sokaklar...
İtalya İş Seyahatim
İtalya iş seyahatim ile ilgili resimleri uzun zaman önce bloga yüklemiştim. Ama yazı yazmaya fırsat olmadı ve bende de şevk kalmadı. Bu akşam kız anneannesindeyken bir toparlama yapayım dedim.
İş gezisine gittiğim yer İtalya’nın kuzeyinde Emilia Romagna bölgesinde Ravenna şehriydi. Ravenna’ ya, İstanbul-Münih-Bologna-Ravenna güzergahından çok aktarmalı ve yaklaşık 10-12 saatte vardık.
Antik Roma ve Bizans dünyaları arasında bir köprü kent ve Batı Roma İmparatorluğunun son Başkenti olan Ravenna, birçok Roma ve Erken Hıristiyanlık Dönemi buluntusuna sahip, Bizans anıtsal eserleri ve mozaikleri açısından oldukça zengin bir şehirmiş. Gerçekten de açık hava müzesi gibi idi. Ulusal Müzesi; Antik Katedral’de bulunan ilgi çekici eserler kolleksiyonu Arçepiscopal Müzesi; beşinci yüzyılda inşa edilen Galla Placidia Anıtsal Mezarı ve büyük şair Dante’nin Mezarı; Theodoris Anıtsal Mezarı ve Classe kentindeki muhteşem St. Apollinare Bazilikası.
Uzun uzun yazacağım, ama yemek resimleri ile ilgili anımı yazmadan ara vermemeyim dedim:
İş gezisi olduğu için, mesai arkadaşım olmayan işyerinden başka bir arkadaş ile gitmiştik. O, Kendini "gurme" olarak adlandırıp İtalya daki lezzetlerden bahsetti. Bir akşam oradaki iş ortağımız bizi yemeğe götürdü, ertesi akşam bizde mütekabiliyet esası ile onları davet ederek, yemeğe götürdük. İyi bir lokanta adını yine otel resepsiyondan aldık.
Ben azıcık vejeteryan sayılırım, et yemem ama balık (levrek, hamsi, çipura) yerim, bu nedenle erkekleri fazla uğraştırmadan Bir bayan dört erkek balık restorantına gittik.
"Albergo Capello" Restorant- Otel otantik, küçük ve tarihi bir yerdi. Hatta 1200 lü yıllardan beri "han" olarak kurulup yeni o tarihten beri aynı işlev ile işletilen Ravenna'nın en eski ve en tarihi binalarından birisiymiş.
Menüler geldi, yan duvarda yer alan kitaplıkta yemek kitaplarını ve kırmızı bir kitabı gördüm. Arman Kırım sağolsun, onun yazıları ve kitapları sayesinde oranın bir “michelin” restorantı olduğunu öğrendim. Aşağıda o sayfanın resmini de göreceksiniz.
Neyse bu arada beyler yemek seçiyor. Bende onlara Arman Kırman dan öğrendiklerimi satmaya başladım. Masamızın gurmesinin "michelin” restorantı kavramından haberi olmadığı ortaya çıktı.
Bu restorantlarda “Şefin Menüsü”nü seçmenin bir incelik sayıldığını ve şefin maharetlerini gösterme imkanı olduğu için tüm seçimleri ona bırakmanın hoş olabileceğini anlattım. Dört bey şefin menüsü seçti. Çok az balık çeşidi yediğim için, işi rastlantıya bırakmadan Garsona vejeterjan olduğumu ve şefin menüsünün ona göre düzenlenmesini istediğimizi anlattık. Benim yemeklerimin resmini çekmedim, ama diğer yemeklerin resmini aşağıda göreceksiniz.
Beyler menüyü pek beğenmedi. Ama benim vejeteryan menüm muhteşemdi, keşke resimlerini çekmiş olsaydım. İçki ile aram yoktur, hatta hiç sevmem. Bir gece önce o bölgenin meşhur “grappa” sını tattırdılar, biri tür likör ve ben hiç hoşlanmadım. İtalyan misafirlerimiz, size İtalyanların içkilerini mutlaka beğendireceğiz dediler. Ve bana Emiglia Romagna bölgesine has “Lumbrusco” az alkollü, tatlı bir kırmızı şarap ısmarladılar. Gerçekten güzeldi tadı, meyve suyu gibi. Benim gibi bir Yeşilay' cı bile 3 kadeh içti.
Yazının devamı inşallah gelecek............
Kitap Tavsiyesi
Tazesi Makbuldür-Arman Kırım
Arman Kırım, çocukluğundan başlayan dolu dolu bir yolculuğu yalın bir dil, keskin bir göz ve tatlı bir mizah anlayışı ile okuyucusuna aktarıyor. Dekorunda "mutfak ve yemek kültürü" olan bu gezi, Söke'den yola çıkıp, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan, Hindistan, Tayland, Japonya, Doğu Avrupa, Norveç ve Amerika'yı dolaşarak İstanbul'da sonlanıyor. Sürükleyici bir roman takındaki bu anlatımın içinde, dünyanın en önemli mutfaklarını yakından tanıyacak, iyi bir mutfağın özelliklerinin neler olduğunu kavrayaak. Türk mutfağına ve restoran yaşamımıza bambaşka ve hiç düşünmediğiniz bir pencereden bakacaksınız. Zaman zaman yüzünüzde bir gülümseme belirirken, kendi yaşamınızdan pek çok kesit bulacak, sık sık anılarınıza dalıp gideceksiniz. Üstelik, iyi bir 'gurme'nin sahip olması gereken pek çok bilgiyi de bir solukta alacaksınız.
Ostello Galletti Abbiosi Hostel
Otel “Ostello Galletti Abbiosi” 18. yy başlarında yapılmış ünlü bir aileye ait evmiş. İçinde “şapel” denilen küçük bir kilisesi bile vardı. Tarihi ve şehir merkezinde olan güzel bir oteldi. Odaların tavanları çok çok yüksekti, ama odalar çok ufaktı.

Kategori: 
Nisil 6, 2009



