Yeni yıl telaşlarım

 

Yılın son ayları bir telaş sarar içimi. Eksik yaptığım şeyler, hesaplaşmalar, kendime sıfırcı hocayım. İyi yaptıklarım Allah'tan derim. Eksik yaptıklarımın faturasını kendime keserim.

Tüm kurslarıma kasım-aralıkta başlamışımdır. Tüm tiyatro gidişlerim kasım aralık 'tır.

 

Bu yıl aynı hafta içinde 2 oyuna gittik. Yazamadım.

İstanbul Efendisi  (MO-Müzikli Oyun)- MUHTEŞEMMMMMMMMMMMMMMM GİTMEMEK AYIP

Bir oyun bu kadar güzel olur mu, muhteşem olur mu? Öyleydi. Müzikli bir oyun, OLAĞANÜSTÜ. HERKESİN ELİNE-DİLİNE SAĞLIK: Detayları ayrı bir yazı ile yazmalıyım

 

6 Haftada 6 Dans Dersi - GÜZELDİ.

 

Beğendiğim diğer oyunları yazmalıyım:

 

Yaşar Ne yaşar Ne Yaşamaz (MO)  - MUHTEŞEMMMMMMMMMMMMMMM GİTMEMEK AYIP

 

Keşamlı Ali Destanı (MO)MUHTEŞEMMMMMMMMMMMMMMM GİTMEMEK AYIP

 

Kızım "anne alkışlamaktan ellerim ağrıyor", dedi.

 

 

 

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataEkim 29, 2009

Yeni Yıl Telaşı


categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataEkim 24, 2009

Okuldaydık, Beyazıt'ta, Üniversite'de, SBF'de

14 Kasım da Okulum İstanbul Siyasal'ın ilk mezunlar toplantısındaydık. Yeniden Beyazıt'ta, İstanbul Üniversitesinde olmak çok güzeldi. Üniversiteye simge olan o kapıdan girmek benim için çok önemli olmuştu.

Ne mutlu bana ki, istediğim bahçede okudum.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataEkim 18, 2009

Bu ayın şarkıları: Behrouz Panahi - To Miaii

 Facebook'tan bir arkadaşım eklemiş. Keman parçaları. Müziği duyduğumda bayıldım. telefonumun melodisi yaptım hemen . Sonra albümü buldum.

[02:14] behrouz panahi to miaii (aşkın kokusu)

http://fizy.com/s/1a4d7b

Parçaların bir kısmı taverna müziği gibi beni açmadı. Ama tamamını dinleyince albümün 14. şarkısına da bayıldım.
Parçadaki hüzün yüreğime uydu. Dinlemeniz  için Link bulamadım.

Behrouz Panahi – Arameshe Ghabl Az Toufan

İnternette göz attım. İranlı keman ustaları bu ara çok dinleniyor. Birkaçını daha dinleyip yazarım

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataEkim 12, 2009

Bir Mail Trafiği

Aşkım
40 yaşına gelince günü sevmeyi öğreniyorsun. Dünsüz ve yarınsız bugünü sevmeyi. Klişe gibi geliyor, ama hissedeceksin. O zaman enerji doluyorsun.
Maddi hiçbirşey taşınmıyor, manevi şeylerini kimse alamıyor elinden. Onlardan bir hatıra bırakmak kaygısı belki.
Dostun/kardeşin gibi olan kaç insan var? Biz şanslıyız her ikisine de sahip olanlardanız. Bizimle aynı duyguları paylaşıp yalnız olanlarla düşünsel bir platformda olmak blog.
Dostum olduğun için sana teşekkür etmediysem, bugün teşekkür ediyorum ...... Kardeşim olduğun için teşekkür ederim. Seni çok seviyorum.
 

 

Kimden: ...........
Gönderilmiş: Per 22.10.2009 08:27
Kime: ............
 



Ben böyle keyif için bilgisayar başına hiç oturamıyorum ki .
Seninkini bırak kendi blogum olsa okumamış  olabilirdim. Super Mario .... maaşallah herşeye yetişiyor:))

From: 
Sent: Wednesday, October 21, 2009 16:24
To: XX
 


Bloguma eklemiştim, bu günlerde takılmıyorsun, en iyisi seni hatırlatma listesine ekleyeyim
 
  
 
 
From: XX
Sent: Wednesday, October 21, 2009 4:12 PM
To: undisclosed-recipients
Subject: FW: Gozler ve KADINLAR Bekir Coskunun yazisi superrr

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataEkim 3, 2009

Yıldönümümüz bugün

19.10.1987-19.10.2009
Yıldönümümüz bugün. Uzun gibi görünen ama göz açıp kapayıncaya kadar geçen 22 yıl için kocama teşekkür ediyorum. Dostum, arkadaşım, sevgilim ve herşeyim olan Adam, nice yıllara.
O kadar kısa sürdü ki, tadı dimağımda kaldı.  70 yıl yaşasak daha 30 yıl olacak önümüzde, MUHTEŞEM
ILY

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (3) dataEylül 19, 2009

Teşekkür

Bloguma alıntıladığım bir çok yazı  kalbide kendi kadar  dünyalar güzeli olan yurt, okul  arkadaşım, "ahiretlik" dostum İlknur'dan.

Ona teşekkür ediyorum.  Seni seviyorum İlknur.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataAugust 5, 2009

Müzik-Favorilerim


Funda Arar 2009 Albüm

Volkan Konak
http://ilyas.info/volkan-konak-2009-mimoza-albumu/

Yüksek Sadakat -Ben Seni Arayamam
http://www.videoklipler.org/yüksek-sadakat-ben-seni-arayamam-canlı-9b642e613.html

Yüksek Sadakat -Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer
http://www.videoklipler.org/yüksek-sadakat-belki-Üstümüzden-bir-kuş-geçer-1d99dfb9a.html

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataMayıse 29, 2009

TATİLE GİDİYORUZ

Yarın yollara düşüyoruz, tatil demek yol demek.

Resimler gelecek. Japon turist diyorlar bana.herşeyin fotoğrafını çekiyormuşum.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataMayıse 29, 2009

AŞK YORUMLARI

40 yaşına girdiğim bir döneme rastladı, bu muhteşem kitabı okumak. Ben zaten bu yaşa beklenti ile girmiştim.
Bu kitapla Aşk içinde, aşk yaşadım. Ben ki sevdiğim adamla evlenmişim. Meğer aşk farklı düzlemlerde yaşanıyormuş. Adnanın aşkından sonra Melikeye aşık olmuştum. Doğum sonrası ilk üç ay ben Melikeye , Adnan bana ve Melikeye, ben ikisine yeniden aşık olmuştum. Bulutlarda aşk yaşamak neymiş, yaşamıştım.  Bu aşk kırk yaşın aşkı. Herşeyi sevmek mümkün mü? Anlatmak mümkün değil, kelimeler yetmiyor. Sahip olduklarını sevmek ve şükretmek Allaha.

Şükürler olsun, bugüne, bu aşkları yaşatan Allaha şükürler olsun. Kocama, kızıma, aileme ve dostlarıma şükürler olsun.

Bu kitabı okuyup, hiçbirşey bulamayanların kalbi ve gönül gözü kapalı.

Allahın sesini müzikle duyuyorum. Şükürler olsun.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataMayıse 29, 2009

Yemek Hikayelerimiz

Geçenlerde bir arkadaşıma  dışarda yemek yerken başımızdan geçen seremoniyi anlattım.
Baktım ki çok komik olmuş. yemek seçme problemim yüzünden eşimin başına nasıl dert olduğumu anlatayım:
Dışarıda bu kadar çok yemek yediğimiz –mütevazi akşam yemekleri- halde,  Eşim 23 yıldır bu konudan muzdarip: “şimdi ne yiyeceksin?” Yani et yemediğim, ayrıca yemek seçtiğim için şu diyaloglar yaşanır:

(Bu arada ben de hep şunu derim, senin canın ne istiyorsa onu söyle, ben orada yiyecek birşey bulurum, o da söylemez. Sen ne yemek istiyorsun, diye ayak direr.Ben çorbaya, salataya razıyım, bu arada. Dinleyen yok.)

Örneğin, kebapçıdayız:

 

Ben: Lahmacun var mı?

Garson: Evet,

Ben: Peynirli lahmacun var mı?

G: (Genel olarak cevap) Hayır, etli var

Ben: Niye yapmıyorsunuz? (Eşim krizde, sana ne, yapmıyorlar işte, niye soruyorsun, diyor)

G:???!!!!

B: Peki etli lahmacun Adana mı, Antep mi?

G: Nasıl yani?

B:sarımsaklı mı, soğanlı mı, karışık mı? (ben sarımsaklı olan Antep usulünü severim, ama şartlarım var)

B: koyun eti mi? (koyun kokar sevmem)

Garson:???!!!

G:(Mesela) Adana dedi.

B: peki, bir lahmacuna koyduğunuz etli iç var ya?

G: evet

B:İşte onun yarısı kadar içeriği, benim lahmacunuma koyun

G: Nasıl yani?

B: Et sevmem de?? Et içeriği az olsun??

G: Kaç adet

B:1 adet (Eşim krizde bu kadar konuşma bir lahmacun için mi?)

G: İsterseniz size peynirli pide verelim?

B:Kaşarlı mı, tulum yada beyaz peynirli mi?

G:(Genel olarak) kaşarlı efendim.

B: kaşar sevmem, niçin beyaz peynirli yapmıyorsunuz? (Eşim krizde, sana ne, yapmıyorlar işte, niye soruyorsun, diyor)

G: ???!!!

B: tamam bir lahmacun

 

Evet sipariş verdim, nasıl?

 23 yıldır, tüm yemek fasıllarımız böyle. Diğer lokanta versiyonlarını anlatmıyorum. Bu sahneler için eşime acımış olabilirsiniz. Ama ben pilav, salata, garnitür, vb yan yiyecekleri yemeğe razıyım. Ama kocam, inatla bana da sipariş verdiriyor. Sonuç bu:

Özetle, Dışarıda yemekten kastım benim bir adet lahmacun, veya çorba.

 

 Bloguma eklediğim bu diyalog için eşim gene kriz geçirecek. Sinirli hali de çok tatlı olan bir kocam var. Hiç üstüme almam onun bu hallerini. O kızdığıyla kalıyor. Ona kaç kere;  23 yıldır, alışamadın mı, bu yemek olayına diyorum? Alışamamış? Bir Her yemekte aynı sahneyi oynuyoruz. Ben çok eğleniyorum. O da çok kızıyor.

 

Aziz Nesin hikayelerine dönmüş.

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataMayıse 20, 2009

KADININ GİDİŞİ

Alıntı:

İlişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. Önce gereksiz kavgalar başlar. “Sen zaten hep böylesin” cümleleri yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni üstüne, binlerce söz edilir. Elleri ayrılır erkeklerin, televizyon karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. Çoğu zaman kadının üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için, üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider, hiç dokunmadan, çalar saatinin sesini bekler tan vaktinde.
 
Akşam toplantılar çıkar, seyahatler girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır yemek mönüsünü sormak. Görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. Dışarıdaki konuşmaları kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. Kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur.Yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. Şiddete varan gece yarısı kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan kadından. Bu kadar basittir, bakarsın yüzüne ve anlarsın ki, o adamda artık sevgiye dair hiçbir şey kalmamıştır.
 
Kadınlar böyle gitmez aslında gidemez. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
 
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
 
Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataNisan 14, 2009

e-mail ve yaşlılık

 

-----Original Message-----
From: 
Sent: Tuesday, June 24, 2008 2:59 PM
To: 
Subject: Re: Book1.xls

 

Yahu eskiden güzel şeyler gönderirdin...Şimdi varsa yoksa hesap özetleri,

faturalar, koop bilgilendirmeleri...

 

Neyse yaşlanınca böyle oluyor demekkine..

 

İLY

 

 

----- Original Message -----

From: "
To: "

Sent: Tuesday, June 24, 2008 2:48 PM

Subject: Book1.xls

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataAugust 20, 2008

Melike Den Bilmeceler

Melike  5-6 yaşındayken bize bilmece uydururdu. Bir yerlere not ettiklerimi yazıyorum:

Kuş gibi yüzer denizde

Ama kanatları  yok  (GEMİ)

 

Gündüzleri açılır

Akşamları kapanır

Yüzümüzdedir  (GÖZ)

 

Onu içmek zararlıdır

İçersen ölürsüm (SİGARA)

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataHaziran 17, 2008

40 YAŞ HİKAYELERİ (az kaldı da)

Birkaç yıldır hayatımı ve kendimi yaşadığımı hissediyorum..." dediğimde bu  
konularla ilgilenen kuantumcu dostum bilgece gülümsedi:  
 
"Sen" dedi, "40'ların başında, kendini keşf eden yüzde 10 insandan biri  
olmalısın...  
 
42 yaş civarında hemen her insanın arabasının lastiği patlar...  
 
Önünde iki yol vardır...  
 

Ya o güne kadar bildiklerini yeniden gözden geçirecek ve kendi öz gerçeğini  
bulacak...  
 
Ya da, eski bildiklerinde ısrar ederek yaşamaya devam edecek...  
 
Eski alışkanlıklarıyla devam ederse, o saatten sonra ömrü hep iç ve dış  
çatışmalarla beslenir...  
 
Mutsuzluk hakim olur...  
 
Çatışa çatışa ölür...

 

Oysa, bu lastik patlamasında kendi özgerçeğini bulup, kendine göre yaşamayı  
denerse, müthiş mutlu, özgür ve kendinin farkında olarak yaşar...  
 
Bunu insanların yüzde 90'ı maalesef gerçekleştiremez..."  
 
Gerçekleştiremeyenler yüzde 90'ı buluyor mu bilmiyorum, ama  
gerçekleştirenler özgürlüğü ve mutluluğu buluyor onu biliyorum...  
 
Artık bir korkunç klişenin duvarlarını yıkmanın zamanı da çoktan geldi  
farkındayım...  
 
Bugüne kadar, bunu söylemekten çekindim...  
 
40'lı yaşları yaşadığımdan, sübjektiflikle suçlanmaktan korkuyordum...  
 
"Kendi reklamını mı yapıyor?" sorusunun sorulmasından kaçıyordum...

  

Artık daha fazla içimde tutamayacağım...  
 
Hayatı, ilişkileri, aşkı, sevgiyi, dostluğu, insanlığı yazarken,  
psikolojinin en derinliklerine kulaç atarken, yaşamakta olduğum en önemli  
gerçeği artık saklamayacağım...  
 
Nasıl olsa 20'li yaşları yaşayan da benim...  
 
30'lu yaşları yaşamış olan da benim...  
 
Şu anda 40'ları yaşamakta olan da benim...  
 
Niye yalan söyleyeyim?..  
 
Genetik şartalanmalardan en fazla kurtulduğum, en özgür ve en kendim  
hissettiğim günleri şu anda yaşıyorum...

 

Ben 20 yaşında, yaşlı ve önyargılıydım...  
 
Şimdi genç ve kendimin farkındayım...  
 
20'li yaşlarda bu kadar özgür olmadım...  
 
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmedim...  
 
Bildiğimi zannediyordum...  
 
Bilmiyordum...  
 
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmediğim için, bu kadar özgür değildim...  
 
Kendimin bu derece hakimi değildim...  
 
Şartalanmalarım, önyargılarım, korkularım, komplekslerim vardı...  
 
Onlar beni ayaklarımdan prangalıyordu...  
 
Prangalı halimle hayat performansım düşüyordu...

 30'lu yaşlar 20'den daha kolay, 40'dan ise daha zordu...  
 
40'lar bugüne kadarki hayatımın en kolayı, en rahatı, en özgürü...  
 
Daha açık söyleyeyim en genci...  
 
Ben 17 yaşındayken yaşlıydım...  
 
Önyargılarım, korkularım, genetik olarak yüklediğim hırslarım, komplekslerim  
vardı...  
 
Bunlardan kurtuldukça, kendimi buldukça hayatta hafifledim...  
 
Özgürleştikçe, performansımı yükselttim, kendimi hissettim, sınırlarımı  
genişlettim...

 
 Kendimi bir harita yerine koyduğumda;  
 
20'li yaşları "Düşman işgali altındaki Anadolu'ya benzetirim...  
 
Ankara ve civarına sıkışmış, birkaç ilden ibaret bir Anadolu toprağını  
kişisel haritam olarak görürdüm..."  
 
40'lı yaşlardaki "ben" ise, sınırlar açısından, Osmanlı İmparatorluğu'nun  
Yükselme Dönemi'ne karşılık gelir...  
 
Sınırlar gittikçe, genişler...  
 
Arap yarımadasından Avrupa'ya kadar yayılmış bir İmparatorluk gözönüne  
gelir...

 İtiraf etmeliyim...  
 
20 yaşındayken ben genç değildim...  
 
Yaşama enerjik baksam da genç bakmıyordum...  
 
Özgürleştirici bir güce değil, kontrolsüz bir güce sahiptim...  
 
Yaşamamın en bedensel işlevi sporu bile 20'li yaşlarımdan daha fazla  
yapıyorum...

 Çünkü 20'lerdeki psikolojik cenderem artık yok...  
 
40'ların başı, kuantumcu dostumun dediği gibi insan denilen arabanın  
lastiğinin patladığı yıllardır...  
 
İnsanlar, bu yıllarda kendilerini keşfederlerse mutluluğa, özgürlüğe ve  
gerçek gençliğe yelken açarlar...

 
 

Çıtırlık yılları, genetik yüklenmeler ve zorunluluklarla dolu psikolojik  
cendere yıllardır...  
 
Kurtarabilenler gençleşir...  
 
Biliyorum...  
 
Ben yaşlandıkça gençleşiyorum...  
 
20'lerde yaşlıydım...  
 
Çok yaşlı...  
 
40'larda gencim...  
 
20 yaşında "çıtır" değildim biliyorum...  
 
Ama şimdi "taze"yim...  
 
Onun farkındayım...

 
 

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataMayıse 12, 2008

Sen Olmasaydın...

Sen Olmasaydın...
 
Dört duvar yuva olmazdı,
Melike Nur'umuz olmazdı,
Sen olmasaydın
Ben olmazdım...
 
xoxoxox
 
A
 
14 Şubat sabahları eşime, sakın gül alma derim. Yılın en pahalı gülünü istemem. O da bana resmini göndermiş
 
Her gün 14 Şubat, yılda bir kere kutlayanlar düşünsün.
 
 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataŞubat 19, 2008

YAZILARIMA ARA VERMİŞ GİBİYİM

 

Taşındık ve yeni evimizde telefon hatları çalışmıyor. O yüzden bloguma yazı ekleyemiyorum.

Ama biriktiriyorum.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataŞubat 19, 2008

Teyzemiz Miami'de

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataOcak 9, 2008

Kızımın Jileli Okul Kıyafeti En sonunda

 

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataOcak 9, 2008

Negatif.com için deneme

 

 

http://www.negatif.com/foto/278094/" target="_blank">DSC01436( <A href=www.negatif.com )" border="0" src="http://up.negatif.com/fotolar/541/13541/32449a8415984690d1841d4c3a1dc822.jpg?yarisma=1"/>>

Melike Nur Hatipoğlu

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataKasım 8, 2007

Atatürk - Bu Blog Eksik Kalmıştı-Bayraksız ve Atatürksüz

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataEkim 9, 2007

YORUMCULARA-OKUYANLARA

Yorumları çok seviyorum. Yorumcuların hepsine teşekkür ederim.

Yorumlar beni mutlu ediyor, pozitif etkisi var hepsinin.

 

Yorumcuların hepsine  ayrı ayrı teşekkür ederim.

İsimsiz yorumlar oluyor, kendi adreslerini veya e-mail adreslerini belirtirlerse çok sevinirim.

 

 

 

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (2) dataEylül 30, 2007

Melike'den İlk Resimler-Okul Eşofmanlı

 

 

 

Melike'yi  zorla ikna ettim ve ilk resimleri çektim. Ne varki iki resimden sonra arkasını dönüverdi.

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataAğustos 27, 2007

Melike Okula Başladı

Kızım ilkokula başladı, ama onun için inanılmaz bir tempo.

 

Eskiden sabahları anneannesine bıkardık ve o, uyumaya devam ederdi, hatta saat 14:00’lere kadar. Akşam oldu mu da, yatmak bilmez ve bizimle oturmak isterdi.  

 

Şimdi sabahları neredeyse 1 saat bizimle,  arabada,  benim işyerime geliyor ve işyerimin kapısından servise biniyor. Yaklaşık 35-40 dk. Sonra okulda oluyor. Akşamlar tam tersi, saat 17:00’de işyerime geliyor ve tekrar araba ile 1 saat eve dönüş. Günde üzülerek söylüyorum ki 3,5 saatini araçlarda geçiriyor  ve   daha  kış gelmedi. Akşamları, şimdilik 21:30’da yatıyor. Ama çok yorgun.

 

İlk hafta okulda ne yaptığını anlatmadı. Yalnızca “okul iyi” veya "soru sormayın" dedi.

 

Cuma akşamı eve gelip biraz çizgi film seyrettikten sonra, okul arkadaşlarının  adını, en iyi arkadaşının da Pelin Su olduğunu söyledi. Git babana da anlat dedim.

<******>

İçeriden seslendi, “senin fikrin, sen anlat”.

 

saca yorgunluktan, konuşmaya ve tekrarlamaya mecali yok.

 

Sanırım hep beraber alışacağız, yeni hayatımıza.

 

Herkes kendi çocuğuna hayrandır, eminim. Ben de Melike’ye hayranım. Onu aklı başında  ve kendine özgü bir birey olarak görmek çok hoşuma gidiyor. Kendi kararlarını kendi veriyor.

Pazar akşamı hava durumunu izliyorum ve yağmur yağacağını öğrendim. Kalın kıyafet gitmekten hoşlanmayan Melike’ye telaşla,  “maalesef yarın yağmur yağıyormuş” dedim.

 

Cevabı: “Anne, iyi tarafından bakar mısın, baraj gölleri dolacak” demez mi? Bazen onun yanında kendimi küçük çocuk gibi hissediyorum. Bu kıza bayılıyorum.

 

Hala resmini  çekmedim. Ben de yorgunum.

 

<******>

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataAğustos 25, 2007

Melike Nur Hatipoğlu

Kızım bugün okula başladı. Ailece çok heyecanlıydık. Ama resim çekmeyi unuttum. Yarın inşallah.

 

Okul önce son resmi eklemek için negatif.com a üye oldum.

 

http://www.negatif.com/foto/131554/" target="_blank">DSC04126( <A href=www.negatif.com )" border="0" src="http://www.negatif.com/fotolar/541/13541/27859f8158514785f9c8a091ded351e1.jpg"/>>

.jpg"/>>

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (2) dataAğustos 18, 2007

Florya Çay Bahçesi

 

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataAğustos 6, 2007

Yaz Bitti, Resimlerine Bakma Zamanı Geldi

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataAğustos 2, 2007

Sürpriz

Kızkardeşime blog yaptım.

Yarın maillerini açınca görecek ve doğumgünü hediyesi olacak.

Sizde ziyaret etmeyi unutmayın

 

http://besincikiz.blogcu.com/

 

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (yok) dataAugust 27, 2007

Kocamın Koltukları

Yakında taşınıyoruz

Yeni evimize ilk alınan ev eşyası:   kocamın çalışma odasına koltuk.

1960 ların araba koltuklarına benziyor, çok eğlenceli. 

Güle güle kullansın

 

categoria Kategori: BIZE_DAIR | commentoYorum (1) dataAugust 1, 2007