Yeni yıl telaşlarım
Yılın son ayları bir telaş sarar içimi. Eksik yaptığım şeyler, hesaplaşmalar, kendime sıfırcı hocayım. İyi yaptıklarım Allah'tan derim. Eksik yaptıklarımın faturasını kendime keserim.
Tüm kurslarıma kasım-aralıkta başlamışımdır. Tüm tiyatro gidişlerim kasım aralık 'tır.
Bu yıl aynı hafta içinde 2 oyuna gittik. Yazamadım.
İstanbul Efendisi (MO-Müzikli Oyun)- MUHTEŞEMMMMMMMMMMMMMMM GİTMEMEK AYIP
Bir oyun bu kadar güzel olur mu, muhteşem olur mu? Öyleydi. Müzikli bir oyun, OLAĞANÜSTÜ. HERKESİN ELİNE-DİLİNE SAĞLIK: Detayları ayrı bir yazı ile yazmalıyım
6 Haftada 6 Dans Dersi - GÜZELDİ.
Beğendiğim diğer oyunları yazmalıyım:
Yaşar Ne yaşar Ne Yaşamaz (MO) - MUHTEŞEMMMMMMMMMMMMMMM GİTMEMEK AYIP
Keşamlı Ali Destanı (MO)MUHTEŞEMMMMMMMMMMMMMMM GİTMEMEK AYIP
Kızım "anne alkışlamaktan ellerim ağrıyor", dedi.
Bu ayın şarkıları: Behrouz Panahi - To Miaii
Facebook'tan bir arkadaşım eklemiş. Keman parçaları. Müziği duyduğumda bayıldım. telefonumun melodisi yaptım hemen . Sonra albümü buldum.
[02:14] behrouz panahi to miaii (aşkın kokusu)
http://fizy.com/s/1a4d7b
Parçaların bir kısmı taverna müziği gibi beni açmadı. Ama tamamını dinleyince albümün 14. şarkısına da bayıldım.
Parçadaki hüzün yüreğime uydu. Dinlemeniz için Link bulamadım.
Behrouz Panahi – Arameshe Ghabl Az Toufan
İnternette göz attım. İranlı keman ustaları bu ara çok dinleniyor. Birkaçını daha dinleyip yazarım
Bir Mail Trafiği
Aşkım
40 yaşına gelince günü sevmeyi öğreniyorsun. Dünsüz ve yarınsız bugünü sevmeyi. Klişe gibi geliyor, ama hissedeceksin. O zaman enerji doluyorsun.
Maddi hiçbirşey taşınmıyor, manevi şeylerini kimse alamıyor elinden. Onlardan bir hatıra bırakmak kaygısı belki.
Dostun/kardeşin gibi olan kaç insan var? Biz şanslıyız her ikisine de sahip olanlardanız. Bizimle aynı duyguları paylaşıp yalnız olanlarla düşünsel bir platformda olmak blog.
Dostum olduğun için sana teşekkür etmediysem, bugün teşekkür ediyorum ...... Kardeşim olduğun için teşekkür ederim. Seni çok seviyorum.
Kimden: ...........
Gönderilmiş: Per 22.10.2009 08:27
Kime: ............
Ben böyle keyif için bilgisayar başına hiç oturamıyorum ki .
Seninkini bırak kendi blogum olsa okumamış olabilirdim. Super Mario .... maaşallah herşeye yetişiyor:))
From:
Sent: Wednesday, October 21, 2009 16:24
To: XX
Bloguma eklemiştim, bu günlerde takılmıyorsun, en iyisi seni hatırlatma listesine ekleyeyim
From: XX
Sent: Wednesday, October 21, 2009 4:12 PM
To: undisclosed-recipients
Subject: FW: Gozler ve KADINLAR Bekir Coskunun yazisi superrr
Yıldönümümüz bugün
19.10.1987-19.10.2009
Yıldönümümüz bugün. Uzun gibi görünen ama göz açıp kapayıncaya kadar geçen 22 yıl için kocama teşekkür ediyorum. Dostum, arkadaşım, sevgilim ve herşeyim olan Adam, nice yıllara.
O kadar kısa sürdü ki, tadı dimağımda kaldı. 70 yıl yaşasak daha 30 yıl olacak önümüzde, MUHTEŞEM
ILY
Teşekkür
Bloguma alıntıladığım bir çok yazı kalbide kendi kadar dünyalar güzeli olan yurt, okul arkadaşım, "ahiretlik" dostum İlknur'dan.
Ona teşekkür ediyorum. Seni seviyorum İlknur.
Müzik-Favorilerim
Funda Arar 2009 Albüm
Volkan Konak
http://ilyas.info/volkan-konak-2009-mimoza-albumu/
Yüksek Sadakat -Ben Seni Arayamam
http://www.videoklipler.org/yüksek-sadakat-ben-seni-arayamam-canlı-9b642e613.html
Yüksek Sadakat -Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer
http://www.videoklipler.org/yüksek-sadakat-belki-Üstümüzden-bir-kuş-geçer-1d99dfb9a.html
TATİLE GİDİYORUZ
Yarın yollara düşüyoruz, tatil demek yol demek.
Resimler gelecek. Japon turist diyorlar bana.herşeyin fotoğrafını çekiyormuşum.
AŞK YORUMLARI
40 yaşına girdiğim bir döneme rastladı, bu muhteşem kitabı okumak. Ben zaten bu yaşa beklenti ile girmiştim.
Bu kitapla Aşk içinde, aşk yaşadım. Ben ki sevdiğim adamla evlenmişim. Meğer aşk farklı düzlemlerde yaşanıyormuş. Adnanın aşkından sonra Melikeye aşık olmuştum. Doğum sonrası ilk üç ay ben Melikeye , Adnan bana ve Melikeye, ben ikisine yeniden aşık olmuştum. Bulutlarda aşk yaşamak neymiş, yaşamıştım. Bu aşk kırk yaşın aşkı. Herşeyi sevmek mümkün mü? Anlatmak mümkün değil, kelimeler yetmiyor. Sahip olduklarını sevmek ve şükretmek Allaha.
Şükürler olsun, bugüne, bu aşkları yaşatan Allaha şükürler olsun. Kocama, kızıma, aileme ve dostlarıma şükürler olsun.
Bu kitabı okuyup, hiçbirşey bulamayanların kalbi ve gönül gözü kapalı.
Allahın sesini müzikle duyuyorum. Şükürler olsun.
Yemek Hikayelerimiz
Geçenlerde bir arkadaşıma dışarda yemek yerken başımızdan geçen seremoniyi anlattım.
Baktım ki çok komik olmuş. yemek seçme problemim yüzünden eşimin başına nasıl dert olduğumu anlatayım:
Dışarıda bu kadar çok yemek yediğimiz –mütevazi akşam yemekleri- halde, Eşim 23 yıldır bu konudan muzdarip: “şimdi ne yiyeceksin?” Yani et yemediğim, ayrıca yemek seçtiğim için şu diyaloglar yaşanır:
(Bu arada ben de hep şunu derim, senin canın ne istiyorsa onu söyle, ben orada yiyecek birşey bulurum, o da söylemez. Sen ne yemek istiyorsun, diye ayak direr.Ben çorbaya, salataya razıyım, bu arada. Dinleyen yok.)
Örneğin, kebapçıdayız:
Ben: Lahmacun var mı?
Garson: Evet,
Ben: Peynirli lahmacun var mı?
G: (Genel olarak cevap) Hayır, etli var
Ben: Niye yapmıyorsunuz? (Eşim krizde, sana ne, yapmıyorlar işte, niye soruyorsun, diyor)
G:???!!!!
B: Peki etli lahmacun Adana mı, Antep mi?
G: Nasıl yani?
B:sarımsaklı mı, soğanlı mı, karışık mı? (ben sarımsaklı olan Antep usulünü severim, ama şartlarım var)
B: koyun eti mi? (koyun kokar sevmem)
Garson:???!!!
G:(Mesela) Adana dedi.
B: peki, bir lahmacuna koyduğunuz etli iç var ya?
G: evet
B:İşte onun yarısı kadar içeriği, benim lahmacunuma koyun
G: Nasıl yani?
B: Et sevmem de?? Et içeriği az olsun??
G: Kaç adet
B:1 adet (Eşim krizde bu kadar konuşma bir lahmacun için mi?)
G: İsterseniz size peynirli pide verelim?
B:Kaşarlı mı, tulum yada beyaz peynirli mi?
G:(Genel olarak) kaşarlı efendim.
B: kaşar sevmem, niçin beyaz peynirli yapmıyorsunuz? (Eşim krizde, sana ne, yapmıyorlar işte, niye soruyorsun, diyor)
G: ???!!!
B: tamam bir lahmacun
Evet sipariş verdim, nasıl?
23 yıldır, tüm yemek fasıllarımız böyle. Diğer lokanta versiyonlarını anlatmıyorum. Bu sahneler için eşime acımış olabilirsiniz. Ama ben pilav, salata, garnitür, vb yan yiyecekleri yemeğe razıyım. Ama kocam, inatla bana da sipariş verdiriyor. Sonuç bu:
Özetle, Dışarıda yemekten kastım benim bir adet lahmacun, veya çorba.
Bloguma eklediğim bu diyalog için eşim gene kriz geçirecek. Sinirli hali de çok tatlı olan bir kocam var. Hiç üstüme almam onun bu hallerini. O kızdığıyla kalıyor. Ona kaç kere; 23 yıldır, alışamadın mı, bu yemek olayına diyorum? Alışamamış? Bir Her yemekte aynı sahneyi oynuyoruz. Ben çok eğleniyorum. O da çok kızıyor.
Aziz Nesin hikayelerine dönmüş.
KADININ GİDİŞİ
Alıntı:
İlişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. Önce gereksiz kavgalar başlar. “Sen zaten hep böylesin” cümleleri yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni üstüne, binlerce söz edilir. Elleri ayrılır erkeklerin, televizyon karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. Çoğu zaman kadının üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için, üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider, hiç dokunmadan, çalar saatinin sesini bekler tan vaktinde.
Akşam toplantılar çıkar, seyahatler girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır yemek mönüsünü sormak. Görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. Dışarıdaki konuşmaları kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. Kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur.Yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. Şiddete varan gece yarısı kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan kadından. Bu kadar basittir, bakarsın yüzüne ve anlarsın ki, o adamda artık sevgiye dair hiçbir şey kalmamıştır.
Kadınlar böyle gitmez aslında gidemez. Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
e-mail ve yaşlılık
-----Original Message-----
From:
Sent: Tuesday, June 24, 2008 2:59 PM
To:
Subject: Re: Book1.xls
Yahu eskiden güzel şeyler gönderirdin...Şimdi varsa yoksa hesap özetleri,
faturalar, koop bilgilendirmeleri...
Neyse yaşlanınca böyle oluyor demekkine..
İLY
----- Original Message -----
From: "
To: "
Sent: Tuesday, June 24, 2008 2:48 PM
Subject: Book1.xls
Melike Den Bilmeceler
Melike 5-6 yaşındayken bize bilmece uydururdu. Bir yerlere not ettiklerimi yazıyorum:
Kuş gibi yüzer denizde
Ama kanatları yok (GEMİ)
Gündüzleri açılır
Akşamları kapanır
Yüzümüzdedir (GÖZ)
Onu içmek zararlıdır
İçersen ölürsüm (SİGARA)
40 YAŞ HİKAYELERİ (az kaldı da)
Birkaç yıldır hayatımı ve kendimi yaşadığımı hi
konularla ilgilenen kuantumcu do
"Sen" dedi, "40
olmalı
42 yaş civarında hemen her in
Önünde iki yol vardır...
Ya o güne kadar bildiklerini yeniden gözden geçirecek ve kendi öz gerçeğini
bulacak...
Ya da, e
E
çatışmalarla be
Mut
Çatışa çatışa ölür...
Oy
dener
Bunu in
Gerçekleştiremeyenler yüzde 90
gerçekleştirenler özgürlüğü ve mutluluğu buluyor onu biliyorum...
Artık bir korkunç klişenin duvarlarını yıkmanın zamanı da çoktan geldi
farkındayım...
Bugüne kadar, bunu
40
"Kendi reklamını mı yapıyor?"
Artık daha fazla içimde tutamayacağım...
Hayatı, ilişkileri, aşkı,
p
gerçeği artık
Na
30
Şu anda 40
Niye yalan
Genetik şartalanmalardan en fazla kurtulduğum, en özgür ve en kendim
hi
Ben 20 yaşında, yaşlı ve önyargılıydım...
Şimdi genç ve kendimin farkındayım...
20
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmedim...
Bildiğimi zannediyordum...
Bilmiyordum...
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmediğim için, bu kadar özgür değildim...
Kendimin bu derece hakimi değildim...
Şartalanmalarım, önyargılarım, korkularım, komplek
Onlar beni ayaklarımdan prangalıyordu...
Prangalı halimle hayat performan
30
40
Daha açık
Ben 17 yaşındayken yaşlıydım...
Önyargılarım, korkularım, genetik olarak yüklediğim hır
vardı...
Bunlardan kurtuldukça, kendimi buldukça hayatta hafifledim...
Özgürleştikçe, performan
genişlettim...
Kendimi bir harita yerine koyduğumda;
20
Ankara ve civarına
kişi
40
Yük
Sınırlar gittikçe, genişler...
Arap yarımada
gelir...
İtiraf etmeliyim...
20 yaşındayken ben genç değildim...
Yaşama ener
Özgürleştirici bir güce değil, kontrol
Yaşamamın en beden
yapıyorum...
Çünkü 20
40
la
İn
gerçek gençliğe yelken açarlar...
Çıtırlık yılları, genetik yüklenmeler ve zorunluluklarla dolu p
cendere yıllardır...
Kurtarabilenler gençleşir...
Biliyorum...
Ben yaşlandıkça gençleşiyorum...
20
Çok yaşlı...
40
20 yaşında "çıtır" değildim biliyorum...
Ama şimdi "taze"yim...
Onun farkındayım...
YAZILARIMA ARA VERMİŞ GİBİYİM
Taşındık ve yeni evimizde telefon hatları çalışmıyor. O yüzden bloguma yazı ekleyemiyorum.
Ama biriktiriyorum.
Negatif.com için deneme
http://www.negatif.com/foto/278094/" target="_blank">www.negatif.com )" border="0" src="http://up.negatif.com/fotolar/541/13541/32449a8415984690d1841d4c3a1dc822.jpg?yarisma=1"/>>
YORUMCULARA-OKUYANLARA
Yorumları çok seviyorum. Yorumcuların hepsine teşekkür ederim.
Yorumlar beni mutlu ediyor, pozitif etkisi var hepsinin.
Yorumcuların hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.
İsimsiz yorumlar oluyor, kendi adreslerini veya e-mail adreslerini belirtirlerse çok sevinirim.
Melike Okula Başladı
Kızım ilkokula başladı, ama onun için inanılmaz bir tempo.
Eskiden sabahları anneannesine bıkardık ve o, uyumaya devam ederdi, hatta saat 14:00’lere kadar. Akşam oldu mu da, yatmak bilmez ve bizimle oturmak isterdi.
Şimdi sabahları neredeyse 1 saat bizimle, arabada, benim işyerime geliyor ve işyerimin kapısından servise biniyor. Yaklaşık 35-40 dk. Sonra okulda oluyor. Akşamlar tam tersi, saat 17:00’de işyerime geliyor ve tekrar araba ile 1 saat eve dönüş. Günde üzülerek söylüyorum ki 3,5 saatini araçlarda geçiriyor ve daha kış gelmedi. Akşamları, şimdilik 21:30’da yatıyor. Ama çok yorgun.
İlk hafta okulda ne yaptığını anlatmadı. Yalnızca “okul iyi” veya "soru sormayın" dedi.
Cuma akşamı eve gelip biraz çizgi film seyrettikten sonra, okul arkadaşlarının adını, en iyi arkadaşının da Pelin Su olduğunu söyledi. Git babana da anlat dedim.
<******>******>İçeriden seslendi, “senin fikrin, sen anlat”.
Kısaca yorgunluktan, konuşmaya ve tekrarlamaya mecali yok.
Sanırım hep beraber alışacağız, yeni hayatımıza.
Herkes kendi çocuğuna hayrandır, eminim. Ben de Melike’ye hayranım. Onu aklı başında ve kendine özgü bir birey olarak görmek çok hoşuma gidiyor. Kendi kararlarını kendi veriyor.
Pazar akşamı hava durumunu izliyorum ve yağmur yağacağını öğrendim. Kalın kıyafet gitmekten hoşlanmayan Melike’ye telaşla, “maalesef yarın yağmur yağıyormuş” dedim.
Cevabı: “Anne, iyi tarafından bakar mısın, baraj gölleri dolacak” demez mi? Bazen onun yanında kendimi küçük çocuk gibi hissediyorum. Bu kıza bayılıyorum.
Hala resmini çekmedim. Ben de yorgunum.
<******>******>
Melike Nur Hatipoğlu
Kızım bugün okula başladı. Ailece çok heyecanlıydık. Ama resim çekmeyi unuttum. Yarın inşallah.
Okul önce son resmi eklemek için negatif.com a üye oldum.
http://www.negatif.com/foto/131554/" target="_blank">www.negatif.com )" border="0" src="http://www.negatif.com/fotolar/541/13541/27859f8158514785f9c8a091ded351e1.jpg"/>>
Sürpriz
Kızkardeşime blog yaptım.
Yarın maillerini açınca görecek ve doğumgünü hediyesi olacak.
Sizde ziyaret etmeyi unutmayın

Kategori: 
Ekim 29, 2009








.jpg)
.jpg)