yaşamak gibi

2012-03-16 00:20:00
yaşamak gibi |  görsel 1

...   Kaynak : compatible.blogcu.com   Devamı

'ÇİZGİ DIŞI' BAŞARI TAKTİKLERİ

2011-10-26 01:27:00

  Başarıya tapınan bir dünyada herkes kazanmanın sırlarını öğrenmek istiyor. Amerikalı yazar ve "pop sosyolog" Malcolm Gladwell'e göre başarının sırrına vakıf değiliz. Hatta başarı hakkında gayet kabataslak ve basmakalıp fikirlerimiz var. Gladwell başarının sadece kişisel özellikler, kararlılık ve yetenekle ilgili olmadığında gayet ısrarlı: "İnsan yoktan var olmaz. Soya, sopa ve himayeye bir şeyler borçluyuz. Kralların karşısına dikilen insanlar bunu tek başlarına yapmış gibi görünür ama bu doğru değil." Yani kültürel mirasınız ve gizli avantajlarınız uygunsa yırttınız. Bu avantajları ve sıradışı fırsatları merak eden o kadar çok insan var ki, Gladwell'ın kitabı Outliers (Çizginin Dışındakiler) hit, kendisi de bir yıldız oldu. Malcolm Gladwell çok parlak bir hikayeci. Konferans verdiği salonları tıka basa dolduran bir konuşmacı aynı zamanda. En büyük marifeti karışık akademik açıklamaları dramatize edip anlaşılır hale getirmek. Kimi zaman entelektüel yeterliliği sorgulansa da, tüm dünyada fikirlerine çok önem veren hatırı sayılır bir mürit topluluğu var. Yoksa neden kitapları haftalarca en çok satanlar listesinde yer alsın, insanları konuşmalarını dinlemek için neredeyse Rolling Stones konserine verdikleri parayı gözden çıkarsın ki? Anlayacağınız Gladwell'in kendisi de tam bir başarı timsali. Dolayısıyla başarı hakkında konuşmaya hakkı var ve söyledikleri can kulağıyla dinleniyor. Yazdıklarına kıymet veriliyor, prestijli yayınlarda röportajları yayınlanıyor ve zaman zaman hafifçe kıskançlık kokan tartışmalara konu oluyor. Gladwell'ın kitaplarının kolay hazmedilmesi sizi yanıltmasın. Konularına kışkırtıcı bir yaklaşımı olsa da, ele alış biçimi epeyce terbiyeli. Hatta sofistike. Hem sık sık gü... Devamı

Çizginin Dışındakiler - Outliers

2011-10-26 01:09:00

 Alıntıdır: Kitap özetini güzel yapmış, teşekkür ederim.   Geçtiğimiz günlerde Malcolm GLADWELL’in “Outliers” Çizginin Dışındakiler adlı kitabını okudum. Oldukça güzel ve hoş bir kitap olduğunu düşünüyorum bu nedenle sizler için, daha doğrusu sizlere kitabı satabilmek için :) bu yazıyı yazmaya karar verdim. Genel Değerlendirme: Yazılara tersten başlamak adetim değildir ama bu sefer böyle yapmak istedim. Genel değerlendirmem kitabın oldukça iyi olduğu yönünde. Özellikle yine son zamanlarda okuduğum bir diğer popüler kitap olan Martin Lindstrom’un Buyology adlı kitabı ile karşılaştırdığımda bir baş yapıt olduğunu söylemek herhangi bir sakınca görmüyorum. Aslında Outliers’da kolay bir kitap olmaktan çok uzak. Kitabın sonundaki yazarın kendi kritiğini yapması ve kitabın genel hatları insanda bazı karamsar duyguların oluşmasını sağlıyor. Tarih boyunca başarılı olmuş karakterlere birer mit olarak bakmaktansa yakınızda yer alan ve doğru zamanda doğru kararlar vermiş birer insan olarak göstermesi, başarıyı kâf dağından ayaklarımızın dibine getirebiliyor. Aynı zamanda bunu son derece mantıklı ve kanıtlara dayandırarak yapması, bunun mümkün olacağını belitiyor. Yazar başarıyı ayaklarımızın dibine getirirken, diğer yandan fırsat ve zamanlama konusunda insanın elinde olmayan daha büyük bir güçün varlığına işaret ediyor ki işte o zaman daha da karamsarlığa kapılıyorsunuz. Genel olarak başarının olmazsa olmaz maddeleri ile beraber bu maddeleri yapsanız dahi “niye çizginin dışındakiler kadar başarılı olamadığınızı” anlatan harika bir kitap. Giriş: Resoto’nun Gizemi, oldukça neşeli ve insanı içerisine çeken bir giriş olmuş. Eğlenceli İtalyan kökenli amerikalıların nasılda tıp ... Devamı

Kolesterol-Şeker- Diyet ve Spor

2011-05-23 23:26:00

  Sağlıklı kilo vermede spor asla yeterli olmaz. Bugün şişmanlık, kaloriye dayandırılıyor. Oysa kalori hesabı fiziksel bir özellik. Gıdaların kimyasal özellikleri de var. Siz sadece kaloriye baktığınız zaman o kimyasal özellikleri tümden yok sayıyorsunuz. Mesela bizim bugünkü konumuz da olan şeker kendi başına eklem kıkırdağını eriterek dizde kireçlenmeye yol açıyor ve o kadar yaygın ki bu hastalık! Diz protezi, kalça protezi yapılmasının başlıca nedeni şeker. Damarları tıkayan da sanılanın aksine kolesterol değil, şeker. * Yani şeker sadece kalorisi ve şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor, doğrudan kimyasal yapısıyla da tehlikeli. “Şeker yiyeyim oradan aldığım kaloriyi başka yerden kısarım” demek çok yanlış... Kesinlikle. * Peki ne kadar şeker kullanabiliriz Günde 8 kesme şeker hakkınız var. Başka hiçbir meyve ya da bal, reçel yememişseniz tabii. * Ben sabahları bir tatlı kaşığı bal yiyorum... O zaman 6’ya iniyor şeker hakkınız. Bal ağırlıklı olarak fruktoz içerdiği için, yiyeceğiniz meyveyi de üçte bir oranında düşürmeniz gerekir. * Peki hangisi daha zararlı? Tuz mu, şeker mi Kesinlikle şeker. * Tuz için de “Günde en fazla 6 gram alın” deniyor... Tuz konusunda yeni çalışmalar var, bugüne kadar yapılan kısıtlamaların çok da doğru olmadığını gösteren... Mesela siz tuzu terle vücuttan atabiliyorsunuz ama şekeri atamıyorsunuz. Şeker direkt olarak size popo ve karın yağı olarak geri dönüyor. Oralarda depolanan yağın ise getirdiği bir sürü olumsuzluk var. Kalp hastalığı, damar sertliği gibi... ÇOK MEYVE YİYEN MÜTHİŞ BİR ERKEK GÖRDÜNÜZ MÜ * İyi ama bazı dönemlerde tatlı yeme ihtiyacı artıyor insanın. O zaman ne yapacağız Vücudun şeker talebi yoktur. Ama biz sürekli şeke... Devamı

Limon ve Kanser

2011-05-23 23:24:00

Institute of Health Sciences, 819 N. L.L.C. Charles Street Baltimore , MD 1201. Tıpta son yenilik, kansere karşı etkili!   Dikkatle okuyun ve kararı siz verin!!!  Limon, kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir mahsul. Kemoterapiden 10,000 kat daha güçlü!!!   Neden biz bunları bilmiyoruz?   Çünkü bazı laboratuarlarda üretilen sentetik ilaçlarla birileri çok büyük karlar elde ediyor. Şimdi bir arkadaşına bu maili yollayarak limon suyunun kanseri önleyici faydalarını bilmesini sağlayabilirsin. Limonun tadı güzel ve kemoterapinin korkunç yan etkilerine sebep olmuyor.  Multimilyonerlerin sahip olduğu büyük şirketlerin karlarına zeval gelmesin diye bu sır saklanırken daha kaç kişi ölecek? Bildiğiniz gibi limon ağacı, limon ve lim (yeşil limon) gibi çeşitleriyle bilinir. Bu meyveyi farklı şekillerde yiyebilirsiniz: posasını yiyebilir, suyunu sıkabilir, içecekler hazırlayabilir, şerbetler ve tatlılar yapabilirsiniz. Bir çok erdemleriyle tanınır, ama en ilginç olanı tümör ve kistler üzerine olanıdır. Bu bitki her tür kanser tipine karşı kanıtlanmış bir çaredir. Bazıları kanserin her türlü varyasyonuna karşı yararlı olduğunu söylüyor. Bakteri enfeksiyonları ve mantarlara karşı anti mikrobal spektrum olduğu, kurt ve parazitlere karşı etkili olduğu kabul ediliyor. Yüksek tansiyonu dengeliyor. Bunlar dışında stresle savaşan, sinir bozukluklarına iyi gelen antidepresan etkisi var. Bu bilginin alındığı kaynak gerçekten büyüleyici: Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden birinden öğrenildiğine göre; 1970'ten beri 20'den fazla farklı laboratuar test  etti ve sonuç olarak limon ekstresinin 12 kanser tipinde kötü... Devamı

TOHUMCULUK KANUNU

2011-05-23 23:19:00

İletmesi bizden, okuyup bilgilenmesi sizden..     Kanunun ismi: TOHUMCULUK KANUNU. Kanun numarası: 5553 Kabulü: 31.10.2006 Resmi Gazete numarası: 26340 Resmi Gazete tarihi: 08.11.2006 Lütfen okuyun...   Nasıl oluyor da bir ülke bir tek kurşun atmadan böylesine işgal edilebiliyor?.. Görün, öğrenin ve eğer becerebiliyorsanız, [haziran ayında] gereğini yerine getirin… İnanılır gibi değil!.. Ancak, bu “kanun”da neler yazdığına geçmeden önce, size bir başka iki kanundan söz edeceğiz. Lütfen sabrınıza hâkim olun ve okumanızı sürdürün. Bunlardan birincisi, ABD'nin, Irak'ı işgal ettikten hemen sonra çıkarttığı “Tohum Yasası”… 1.- Bu yasa ile, "çokuluslu tohum şirketleri” Irak'ın tohum üretim piyasasına egemen oluyor… Oysa bir ülkenin bitki örtüsünün biyolojik çeşitliliği ve bu çeşitliliğin güvenliği, o ülkenin geleceğidir. Ve egemenlik haklarının içinde yer alır...   2.- Söz edeceğimiz ikinci yasa ise, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin 1925 yılında çıkarttığı bir kanun: Kanun adı: HER NEVİ FİDAN VE TOHUMLARIN MECCANEN TEVZİ VE DEVLET UHDESİNDE BULUNAN ARAZİNİN FİDANLIK İHDASI İÇİN ZİRAAT VEKÂLETİNE VE İDAREİ HUSUSİYELERE BİLABEDEL TEFFİZİ HAKKINDA KANUN Kanun numarası: 682                               Kabulü: 2.12.1925 R. Gazete numarası: 244 R.G. Tarihi: 14.12.1925   Ve görün bakın Türkiye, nereden nereye gelmiş; nerelere getirilmiş... 1924’de “Milli Mücadele”yi zafere ulaştıran yurtsever meclis, her nevi [yerli] fidan ve tohumun bedava olarak dağıt... Devamı

TÜRKLER GİBİ EĞLENMEK...

2011-05-23 23:17:00

Alıntı:   TÜRKLER GİBİ EĞLENMEK...   Almanya'dan gazeteci bir dostum aradı. Bir meslektaşımızın Ankara'ya geleceğini ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir makale yazacağını söyledi. Gelecek arkadaş Türkiye'nin katılımına sıcak bakıyormuş. Benim adımı, telefonumu vermiş, yardımcı olmamı istiyormuş. Kabûl ettim. Neticede bir yerde memlekete hizmet durumu.   Ertesi gün aradı, buluştuk. Bir yerde oturduk bir-iki fincan çay içtik. Nereye gitmek istediğini sordum. Kocatepe Camii dedi. Niye, diye sordum. Sen Müslüman mısın?. Değilmiş, ama merak ediyormuş. Neyse gittik. Bana kubbenin çapından, avizenin ağırlığını, toplam kapalı alanın metrekaresinden, avlunun kapasitesine kadar sorular sordu. Önce soruyu soruyordu, ondan sonra cevâbını veriyordu.   Sonra akşam oldu. Türkler gibi eğlenmek istiyorum dedi. Siz nasıl eğleniyorsanız, bir akşamı nasıl geçiriyorsanız, tam öyle. Yahu yapma dedim, bünyen kaldırmaz dedim, dinletemedim. Eh, artık keyfi bilir. O yıllarda Ankara!da benim en sık uğradığım mekânların başında Sembol Tanju'nun Neyzen'i vardı. Beraber Neyzen'e gittik.   Önce dekorasyondan büyülendi. Hatta not defterini çıkardı, ufak tefek eskizlerini çizdi. Derken ney taksim başladı. Çok şaşırdı; Bu dini bir enstrüman değil mi? Dini müzik çalıyor. Burası dindarların devâm ettiği bir lokanta mı diye sordu. Boşver dedim, takıl.   Neyden sonra ise Neyzen'de adet olduğu üzre- aryalar okunmaya başlandı. Misafirim biraz daha şaşırdı. Sizde dedi, dinî müzik dinleyen, opera da dinliyor mu?. Sizde dinlemez mi diye sordum, aklı karıştı. Bu arada hayret içinde masaya yığılmaya başlayan mezelere, masalardan masalara yapılan rakı-meze ikramlarına bakıyordu. Burada herkes birbirini tanır mıdiye sordu, yoo, yahu boşver, sen... Devamı

Shakespeare der ki

2011-05-23 23:16:00

  * Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. * Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve, - Konuşmadan önce dinleyin, - Yazmadan önce düşünün, - Harcamadan önce kazanın, - Dua etmeden önce bağışlayın, - İncitmeden önce hissedin, - Nefret etmeden önce sevin, - Vazgeçmeden önce çabalayın, - Ölmeden önce yaşayın. * Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun. Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar   Devamı

Hikayesiz Internet

2011-05-23 23:14:00

     Derler ya adama yetki vermisler once babasini kesmis. Vermisler adamin eline teknolojiyi... http://www.yenimedyaduzeni.com/web-adreslerinde-sok-edici-sansur-listesi/   Devamı

JAPONYA'DAN ÖĞRENİLMESİ GEREKEN 10 ŞEY

2011-05-23 23:12:00

İnternette yaygın biçimde dolaşan aşağıdaki metin Japonya deneyimine ilişkin dikkate değer noktaları dile getirdiği için, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun önerisiyle İngilizceden çevrilmiştir.         JAPONYA'DAN ÖĞRENİLMESİ GEREKEN 10 ŞEY   Çeviren: Erkan Altinsoy (Afette Rehber Çevirmenlik)             1. AĞIRBAŞLILIK Hiçbir dövünme ya da aşırı hareketlerle ızdırap ifade etme görüntüsü yok. Üzüntünün kendisi yüceltildi.     2. ONUR Su ve yiyecek kuyruklarındaki disiplin. Hiçbir kaba söz ya da sert el kol hareketi yok. Sakinlikleri takdire ve övgüye değer.     3. YETENEK Örneğin, inanılmaz mimarlar. Binalar sallandı ama yıkılmadı.     4. ERDEM (Bencil olmama) İnsanlar sadece o anda ihtiyaçları olan şeyleri satın aldılar, herkes bir şeyler alabilsin diye.     5. DÜZEN Hiçbir dükkan yağmalama yok. Yollarda korna çalmak, sollamak yok. Sadece anlayışlı tavırlar.     6. FEDAKARLIK Elli çalışan deniz suyu pompalamak için nükleer reaktörlerin içinde kaldı. Bunların yaptıklarının karşılığı nasıl ödenebilir?       7. DUYARLILIK Lokantalar fiyatlarında indirim yaptı. Korunmayan bir bankamatiğe hiç kimse saldırmadı. Güçlüler zayıflara baktı.       8. EĞİTİM Yaşlılar ve çocuklar dahil herkes ne yapacağını tam olarak biliyordu. Aynen de yaptılar.       9. MEDYA Bültenlerde kendilerini mükemmel bir şekilde dizginlediler. Aptalca konuşan muhabirler/spikerler yoktu. Sadece sakin bir şekilde yapılan habercilik. En önemlisi de, DURUMDAN FAYDALANARAK KOLAY YOLDAN KENDİNE PAY &Cced... Devamı

Zulm ile abad olanın ahiri berbat olur

2011-05-23 23:10:00

Zulm ile abad olanın ahiri berbat olur Devamı

Atatürk ve kadınlarımız!

2010-11-21 19:34:00

Atatürk ve kadınlarımız! “KİMİ yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez ya da bir peştamal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü, gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir ya da yere oturarak yumulur. Bu durum, ulusumuzu gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir!” Bu sözler Mustafa Kemal Atatürk’e ait... Ata bunu 87 yıl önce söylemiş... Ülkemizde 87 yılda değişen ne var? Yine kadınların kafaları (Atatürk’ün tabiriyle) bir bez ya da peştamal ile kapanıyor. Buna türban diyorlar! Şimdi üniversitelerde bu kılıkta öğrenim görmenin yolları açıldı. İlerici geçinen CHP ve onun lideri Kılıçdaroğlu bile (belli ki politik nedenlerle) bunu destekliyor! Ülkemizdeki çağdaşlık (!) anlayışı böyle demek ki... * * * 21 Mart 1923 tarihinde, yani bundan tam 87 yıl önce, Konya Hilaliahmer (Kızılay) Kadınlar Şubesi’nin düzenlediği çay partisinde Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyordu: “Muhterem hanımlar! Memleketimizin bazı yerlerinde giyim tarzımız, kıyafetimiz, bizim olmaktan çıkmıştır. Kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde şu iki şekil görünüyor: Ne olduğu bilinmeyen çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren kıyafet veyahut Avrupa’nın en serbest balolarında bile giyilmeyecek kadar açık bir giyim... Bunun her ikisi de yanlış! Eğer şeriatın tavsiyesi, dinin emri gereği örtünselerdi, ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı.” * * * Bu sözlerden anlaşılıyor ki Atatürk, Avrupalılar kadar açık kıyafetleri de, Araplar kadar kapalı kıyafetleri de tasvip etmemişti. Günümüzde “örtülü... Devamı

SAĞLIĞIN SIRLARI

2010-11-21 19:26:00

Cok uzagı goren goz, Yolundaki tuzagi goremiyorsa neyleyeyim. Mevlana (1207-1273)           SAĞLIĞIN SIRLARI 1-Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2- 2,5 litre su tüketmeye çalışınız. 2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Doğanın tamamını kullanmış sayılırsınız. 3-Çocuklar için sütü, büyükler için de özellikle yoğurdu her gün sofranızdan eksik etmeyiniz. Yaşamın sırlarından biri olan probiyotikleri bünyenize almış olursunuz. 4-Hasta olmasanız bile, şifalı otları/bitkileri kullanarak vücut direncinizi (immün sistemi) kuvvetli tutunuz. 5-Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen, keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız ki bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir. 6-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır. 7-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz. 8-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın en doğalını elde etmiş olursunuz. 9-Kış için ev yapımı domates salçasını tercih ediniz. Domates tanrının bize armağanı harika bir antioksidandır. 10-Katkı maddeleri içeren gıdaları, mevsim dışı sebze ve meyveleri fazla tüketmeyiniz. Bünyenizi fazla dinamitlememiş olursunuz. 11-Yılda dört kez, on beş gün hiç et tüketilmemesi yararlıdır. 12-Günlük 3-4 adet badem, ceviz ve fındık almanız sizi her daim kuvvetli kılar, 13-Haftada en az 2 kez bakliyat ve balık tüketmeğe çalışınız. 14-Sıcak yemekler i&c... Devamı

50'SİNDEN SONRA YAPAMADIĞIN TEK ŞEY...

2010-11-21 19:23:00

               50'SİNDEN SONRA YAPAMADIĞIN TEK ŞEY...                İnsan 50 yaşından sonra arkadaş yapamıyor kendine.                Koca yapıyor, karı yapıyor, çocuk yapıyor, arkadaş yapamıyor.                Yapsa da eskiler gibi olmuyor.                Halbuki uykuya dalar gibi arkadaş olurduk okuldayken.                Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik.                Bir hafta içinde böbrek verecek hale gelirdik.                Neden olmuyor bu işler 50'sinden sonra?                Neden olamıyor?                Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı...                Herkes herkese açtı. Seçer, bulur buluştururduk "ruh ikizlerimizi. "                Ne de çok ruhtaşımız vardı.. Hiç açıkta kaldığımı hatırlamıyorum.                Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka olurdu yanı başımda.                Ölümüne sevdiği... Devamı

DİL ÖĞRENMEK

2010-11-21 19:19:00

Prof. Dr. MEHMET KAPLAN Prof. Dr. Mehmet Kaplan, İngilizce öğrenmek için gittiği Londra’dan o zamanki talebesi Prof. Dr. Orhan Okay’a yazdığı mektupta, dil öğrenmedeki tecrübesini şu şekilde ifade eder: Orhan, “Acaba Hoca, Londra'da bu kadar ne ile meşgul?” derseniz, cevabı basit: İngilizce ile. Geldiğim ilk hafta şehri epeyce dolaştım. Caddeleri, müzeleri gördüm. "Ha, Londra dedikleri buymuş!" diyerek odaya kapandım. Haftada üç gün sabahları evde hususi ders alıyoruz. Öğleden sonraları vazife yapıyorum, İngilizce plak dinliyor veya kopya ediyorum. Gece yine aynı işe devam. Neredeyse, buraya geleli iki ay olacak, günler hep böyle geçti. Bir hayli istifade ettim sanıyorum. Meşhur şair ye münekkit T. S. Eliot'ın tenkitlerini kopya ediyorum. Alain'den öğrendiğim bu usül, son derece faydalı. Fakültede Osmanlıcayı da kopya ederek öğretmiyor muyuz? Sizin de yabancı dil öğrenmek için her gün beş altı sayfa kopya etmeniz faydalı olur. Bu suretle dikkat, kelime ve cümlenin teferruatına bağlanıyor, insan dalga geçmiyor. Prensiplerimden biri, bir gün dahi ihmal etmemek. Bunu size de hep tavsiye ederim; ama tatbik etmezsiniz. Her gün üç dört sayfa kopya ve tercüme, bir sene sonra bu iş tamam. Yine Alain'den okumuştum, Stendhal genç iken söyle bir prensip kabul etmiş: U"Her gün bir sayfa yazı, ya dâhi olacağım ya hiç!" Avrupa'da en titiz yazarlar, ömürleri boyunca yirmi otuz kitap yazarlarU. Sebebi, bir gün atlatmadan her gün sabahtan öğleye kadar yazarlar. Biz, ilham geldikçe okur veya yazarız. Bu itiyadı evvela sizin kazanmanız, sonra talebenize aşılamanız çok iyi olur. Misafirlik, gevezelik bundan dolayı bana boş gelir. Bir fikir üzerinde insicamla, sürekli konuşm... Devamı

FAYDALI BİR LİSTE

2010-11-21 19:15:00

 Her gün bu önerilerden 5 tanesine daha işlerlik kazandırın inanın kazanan siz olacaksınız. Sevgiyle ve Sağlıklı Kalın... Prof. Dr. İmer OKAR > 1.        Vücudunuza dar gelen kıyafet giymeyin. (bu yüzden habire alışveriş yapıyorum :) > 2.        İlaçla yaşamaktan kaçının. > 3.        Randevularınızı önceden ayarlayın.  (hayatım program yav.) > 4.        Hafızanıza güvenmeyin; mutlaka yazın. > 5.        Aracınızı, bozulmadan servise götürüp bakım yaptırın. > 6.        Her kilidin yedek anahtarını yaptırın ve belli yerlerde  bulundurun. > 7.        Daha sık 'hayır' deyin. (son zamanlarda hep hayır diyorum galiba) > 8.        Yapacaklarınızı öncelik sırasına sokun. > 9.        Zamanınızı israf etmeyin. > 10.      Öğle ve akşam yemeklerini basitleştirin. (basitleştirin derken ?) > 11.      Kötümser insanlardan uzak durun. (kötümser film bile seyretmiyorum ama kendi içimdeki kötümserliği ne yapmalı.) > 12.      Önemli evrakın birden fazla fotokopisini çektirin. > 13.      Evde çalışmayan ne varsa tamir ettirin. (o iş benim değil sevgili eşimin de hiç acelesi yok, kendi canı isteyene kadar uzunca bir süre arızalı kalabilir.) > 14.      Yapmaktan hoşlanmadığınız işler için yardım isteyin. (sorun hiç bir işi yapmaktan hoşlanmamam) > 15.      İhtiyaçlarınızı... Devamı

Merhaba

2010-09-09 22:48:00

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum. -Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum. -Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum. -Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum. -Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum. -İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum. -Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum. -Son 'Elveda'yı atlatmana yetecek kadar 'Merhaba' diliyorum.. Devamı

Üstad Nef'i

2010-09-09 22:20:00

Ustad Nef'i      ''Bana kafir demis muftu efendi   Tutalim ben diyem ana muselman  Vardikta yarin Ruzi Ceza'ya  Ikimiz de cikariz anda yalan''    ... Devamı

‎'HARİTAYI SAKLAYABİLECEĞİN EN GÜVENİLİR YERİN YÜREĞİNDİR.&#

2010-09-09 22:17:00

..... akşamı için ne muhteşem bir şiir, Şiiri gönderen  güzel Arkadaşım İlknur’a teşekkür ederim ‎'HARİTAYI SAKLAYABİLECEĞİN EN GÜVENİLİR YERİN YÜREĞİNDİR.' Dostum, güneşe bak, toprağa bak,suya bak,buluta bak; fakat, arkana bakma.... Kimin geldiği önemli değil,kimin gelmediği de... Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. ...Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal..... ' En doğru yol:En dikensiz yoldur' diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma.... Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır. Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de seveler. Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat,şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir. Yol boyunca; Yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları, yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları, telörgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50.metrede yola yatanları, yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları, yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tekbir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanl... Devamı

Müzik-Yasemin Göksu

2010-09-09 22:16:00

http://www.mp3dinlermisin.com/album-dinle-yasemin-goksu-urumeli-hatirasi-2010-album-dinle.html   Devamı

Mevlana'dan

2010-09-09 22:13:00

Seveceksen öylece sev.   Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur.   Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur,  öğrendi ğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun...   [Mevlâna] ... Devamı

Başlangıç - Inception

2010-09-09 22:10:00

 Bu hafta sinemaya gittik, çok beğendim,  Şarkı Sözleri: Hayır! Hiç bir şeyden Hayır! Hiç bir şeyden pişman değilim Bana yapılmış iyiliklerin .. Ne de kötülüklerin, hiç biri farketmez artık Hayır! Hiç bir şeyden Hayır! Hiç bir şeyden pişman değilim Ödendi, süpürüldü, unutuldu geçmis umrumda değil, Hatıralarım ile ateşe verdim Kederlerim sevinçlerim, artık onlara ihtiyacim yok ritimleri ile beraber aşklar da süpürüldü Sonsuza süpürüldüler, sıfırdan başlayacağım Hayır! Hiç bir şeyden Hayır! Hiç bir şeyden pişman değilim Bana yapılmış iyiliklerin .. Ne de kötülüklerin, hiç biri farketmez artık Hayır! Hiç bir şeyden Hayır! Hiç bir şeyden pişman değilim Sevinçlerim, hayatım için. Bugün seninle başlıyor.   Inception filmi, sizi ilk sahnesinden itibaren labirentlerinin içinde hapsolan bilmecelerine konuk ediyor. Ben ise halen kafamda sürekli çalan “Non, Je Ne Regrette Rien” Edith Piaf’ın kadife sesi ile labirentlerinde çıkış yolu aradığım bu rüyadan uyanmaya çok da niyetli değilim. Christopher Nolan 2000 yılında “Memento” adlı filmini bitirmiş, hafıza, bilinç altı ve rüyaların kendisine daha geniş bir ilham alanı sunduğunu anlamıştı. Filmi 2000 yılında en iyi uyarlama ve senaryo dalında Oscar’a aday gösterilmiş ve 42 ödül ile ciddi bir başarı kazanmıştı. Imdb listesinde ise Memento günümüzde 29. sıradadır. <_script /><_s... Devamı

ISTANBUL BAROSUNUN DUYURUSUDUR.

2010-07-14 22:15:00

ISTANBUL BAROSUNUN DUYURUSUDUR.      KAMUOYUNA DUYURU Türkiye’de toplumun kaygı verici ölçüde kutuplaşmaya sürüklendiği bu süreçte BİR TOPLUM SÖZLEŞMESİ olan anayasa değişikliği için olmazsa olmaz olan ASGARİ UZLAŞMA ortamı sağlanmamıştır. Bu durum ANAYASAL GELENEKLERE aykırı olduğu gibi tamamen iktidar partisine ilişkin ÖZNEL nedenlere dayanmaktadır. Bu süreç KATILIMCILIK ve ÇOĞULCULUKTAN uzak ve diğer siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, meslek odalarına kısaca ULUSUMUZA DAYATMAYA dönüşmüştür. Bu girişimin, Türkiye’de olağanüstü dönemler dışında İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ, ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ ve ADİL YARGILANMA HAKKI gibi en temel hak ve güvencelerin en ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiği bir iktidar döneminde ve bu iktidar partisi tarafından başlatılmış olması kaygıları daha da artırmaktadır. Türkiye’de YARGI BAĞIMSIZLIĞI’NI daha da güçlendirmek yönünde öncelikli ve zorunlu olarak yapılması gereken köklü REFORMLARA GEREKSİNİM varken, salt HSYK ve ANAYASA MAHKEMESİ gibi yargının üst kurumlarında yapısal değişikliğe gitmenin bir yargı reformu olara k tanımlanması olanaksızdır. Siyasi iktidarın özellikle son yıllarda YARGI BAĞIMSIZLIĞI, KUVVETLER AYRILIĞI ve HUKUK DEVLETİ ilkeleri ile bağdaşmayan bir tavır içinde olduğu, YARGIYI kuşattığı ve Adalet Bakanlığı’nın HSYK’nın çalışmalarını bilinçli olarak engellediği kamuoyunca endişeyle izlenmektedir. İktidar partisince dayatılan anayasa değişikliğinin amacı, kendisine ayak bağı olarak gördüğünü ifade ettiği yüksek yargı organlarını tasfiye etmek ve İKTİDARA BAĞLI BİR YARGI yaratmaktır. Bu yöntemle ve bu amaca yönelik olarak yapılmak istenen anayasa d... Devamı

ÖZEL HASTANE ÜCRETLERİ HAKKINDA BİLGİ - KANSER

2010-07-14 22:13:00

ÖZEL HASTANE ÜCRETLERİ HAKKINDA BİLGİ İhtiyacınızın olmaması dileğiyle..... ÖZEL HASTANELERE KİMLER PARA VERMEMELİDİR? Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum: Sakın ola ki bundan sonra gittiğiniz özel hastanelerde muayene parası, kan tahlili parası, film parası gibi adlar altında para vermeyin. Çünkü bu tahliller, filmler, doktor muayenelerinin tümü bedavadır. Tekrar ediyorum: Bedava tedavi sadece devlet hastaneleri için geçerli değildir. Özel sağlık kuruluşları da artık para alamazlar. Bizzat yaşadığım bir olayı anlatayım: Bir okurum arayarak dedi ki: 'Eşim meme kanseri tedavisi görüyor. İstanbul'daki .... isimli hastaneye kontrole götürdük.. Çünkü; onkoloğu (kanser doktoru) orada çalışmaya başlamıştı.   Burada onkologa muayene oldu ve doktorunun istediği kan tahlillerini bu hastanede yaptırdı: Filmler de orada çakildi.   Bu hastane bizden üçte bir oranında dediği 760 YTL para aldı.   Halbuki televizyonlarda yer alan haberlerde kanser tedavisinin artık özel hastanelerde de bedava olduğu duyurulmuştu.   Bu durumda bize yardımcı olur musunuz?' SAĞLIK BAKANLIĞI'NA TEŞEKKÜRLER Bu şikayeti doğrudan doğruya Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'a ilettim.   Sayın Bakan; hem şaşırdı, hem de üzüldü. Dedi ki: 'Rıza Bey; 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren hiçbir özel hastane, artık kanser tedavisi gören hastalardan para alamaz.   Bu konuyu Başbakanımız özellikle takip ediyor ve çok hassas. Sözünü ettiğiniz hasta, faturaları bize yollasın. Ben hemen emir veriyorum.   O hastane hakkında soruşturma açtıracağım ve alınan paraları da hasta sahibine geri verdireceğim.' Gerçekten de iki gün içinde o ünl&uum... Devamı

Ağustos Çıkmazı - Atilla İlhan

2010-07-14 22:11:00

beni koyup koyup gitme ne olursun durduğun yerde dur kendini martılarla bir tutma senin kanatların yok düşersin yorulursun beni koyup koyup gitme ne olursun   bir deniz kıyısında otur gemiler sensiz gitsin bırak herkes gibi yaşasana sen işine gücüne baksana evlenirsin çocuğun olur sonun kötüye varacak beni koyup koyup gitme ne olursun   elimi tutuyorlar ayağımı yetişemiyorum ardından hevesim olsa param olmuyor param olsa hevesim yaptıklarını affettim seninle gelemeyeceğim beni koyup koyup gitme ne olursun  attilâ ilhan Devamı

Cogito ergo sum

2010-07-14 22:09:00

'her şeyden kuşku duyabilirim, ama kuşku duyduğumdan kuşku duyamam; ne var ki, kuşku duymak düşünmektir ve öyleyse şu kesindir: düşünüyorum, öyleyse varım'   Alıntı: Vikipedi, özgür ansiklopedi   Cogito, ergo sum" René Descartes'ın Batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözüdür. "Cogito ergo sum", Descartes'ın Discours sur la méthode (1637) kitabında yer alan Fransızca "Je pense, donc je suis" sözünün çevirisidir. Descartes önce dört kural saptadı: Açık seçik ve belirgin fikirler dışında hiçbir şeyi kabul etmemek Her sorunu çözümü için gerekli sayıda parçalara ayırmak Düşünceleri basitten karmaşığa doğru sıralamak Gözden kaçmış bir şey olup olmadığını sürekli kontrol etmek Sonra bu kuralları izleyerek şöyle düşündü (bunları düşünürken bir sobanın karşısında oturuyordu): -Duyularımız bazen bizi aldattığına göre, hiçbir şeyi göründüğü gibi olmadığını farzetmeliyim. -Burada sobanın karşısında oturduğumu nasıl bilebilirim. -Bundan emin olamam. Rüya ya da hayal görüyor olabilirim. -Ya da muzip bir şeytan benimle oyun oynuyor olabilir. -Kuşku duymayacağım tek şey, bir şey düşünüyor olmam. Rüya gördüğümü, benimle alay edildiğini ya da bir bedenim olmadığını bile düşünsem, bu böyle. -İşte buldum! Düşünüyorum, öyleyse varım!   Devamı

TRAFİK KAZASI HAKLARIMIZ... (ÇOK ÖNEMLİ)

2010-07-14 21:51:00

Alıntıdır: İNŞALLAH İHTİYAÇ OLMAZ   KIZIM  ÖZGE ,OĞLUMA AİT CLİO MARKA ARAÇLA ,YANINDA DA BİR KIZ ARKADAŞI İLE, ANKARA ARMADA ÖNÜNDE BÜYÜK BİR KAZA GEÇİRDİ.   KAZA SONUCUNDA ARAÇ PERT OLDU.  KIZLARIN EMNİYET KEMERLERİ BAĞLI OLDUĞU İÇİN BAŞ VE BEL AĞRILARI DIŞINDA HERHANGİ GÖRÜLÜR BİR RAHATSIZLIKLARI YOKTU. BUNA RAĞMEN BİZ ARACI BIRAKTIK VE KIZLARI SÜRATLE GAZİ HASTANESİNE GÖTÜRDÜK.   BİZDEN ÜCRET ÖDEMEMİZ İSTENDİ, TRAFİK KAZASI SONUCU BURADAYIZ BAKMAK ZORUNDASINIZ DİYE İTİRAZ ETTİK.BUNUN ÜZERİNE KIZLARIN NÜFUS CÜZDANLARINI TESLİM ETMEMİZ KAYDIYLA BAKILACAĞINI SÖYLEDİLER. NÜFUS CÜZDANLARINI TESLİM ETTİK. ÇOCUKLARIN: RONTGEN, TAHLİL VE MUAYENELERİ YAPILDI. ŞÜKÜR ÖNEMLİ BİR SORUN OLMADIĞI TESPİT EDİLDİ.   NÜFUS CÜZDANLARINI NE ZAMAN İADE EDECEKLERİ SORULUNCA ; EHLİYET, RUHSAT, SİGORTA POLİÇESİ FOTOKOPİSİ,  POLİSİN KAZA TUTANAĞI, AMBULANS BELGESİ VB. BELGELERİ TAMAMLAYIP GETİRDİĞİMİZDE NÜFUS CÜZDANLARINI İADE EDEBİLECEKLERİ Nİ SÖYLEDİLER.   İKİ GÜN SONRA BELGELERİ TAMAMLAYIP HASTANEYE GÖTÜRDÜM.GÖREVLİ BELGELERİ İNCELEDİ VE KIZIMIN ARKADAŞI ZEYNEP İN NÜFUS CÜZDANINI BANA İADE ETTİ ,ANCAK KIZIM ÖZGE NİN NÜFUS CÜZDANINI İADE EDEBİLMESİ İÇİN BANA UZATTIĞI FATURAYI ÖDEMEM GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.   BEN KIZIMIN HALK BANKASINDA ÇALIŞTIĞI İÇİN SOSYAL GÜVENCESİNİN OLDUĞUNU, OLMASA BİLE KASKO VE ZORUNLU TRAFİK SİGORTALARIMIN TAMAM OLDUĞUNU, BİLDİĞİM KADARIYLA BU SAĞLIK GİDERİNİ ÖDEMEMEM GEREKTİĞİNİ ANLATMAMA RAĞMEN, ISRARLA ÖDEMEZ İSEM NÜFUS CÜZDANIMI ALAMAYACAĞIMI SÖYLEDİ.   HASTANEDEN SİGORTACI OLAN DEVRE ARKADAŞIMIZ FATİH AKKUL U ARADIM. KENDİSİNE DURUMU ANLATTIM. İLGİLİ MAİLİ BULUP BULAMA... Devamı

BİR DUA...

2010-07-14 21:48:00

           Tanrım...            Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için,            Ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için bana yardım et.            Eğer bana para verirsen, mutluluğumu alma,            Ve bana güçler verirsen, muhakeme yeteneğimi çıkarma.            Eğer başarı verirsen, alçakgönüllülüğü çıkarma,            Eğer bana alçakgönüllülük verirsen, saygınlığımı çıkarma.            Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et,            Benim düşüncelerime katılmıyorlar diye bana karşı onları hainlikle suçlayarak              onların karşısında suçlu  duruma   düşmeme izin verme.            Kendimi sever gibi diğerlerini sevmeyi,            Ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi yargılamayı öğret bana.            Başarılı olduğum zaman, sarhoşluğuna izin verme,            Ne de başarısız olursam umutsuzluğa düşmeme.            Daha ziyade başarısızlığın, başarının önünde bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.  &n... Devamı

4x4 lük bir yaşam dileğiyle

2010-07-14 21:46:00

Yasam uzerine fazla geldigi zaman onu zorlama, biraz duraksa,   neler olup bittigine anlam verme. Mutlaka yanlis bir sey oldu ve dusuncelerin ile dileklerin ayni orantida degildi ve varligin ile bulusamadi. Sorun yok, sadece bekle. Gunes dogacaktir, cimler yeserecektir, cicekler acacaktir, ruzgar esecektir ve yagmur yagacaktir, zorlamaya gerek yoktur, olmasi gereken kendiliginden olur! Izlemene devam et, sahitlik guzeldir, hem olayin disindasindir hem de icinde, o bir deng edir,o anlamlidir, sahit ol, tanik ol, olan ile butunles, guzellik olanlarin icinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olmasi gereken kendiliginden olur!.. Hayat ucbucukla dort arasindadir. .. Ya ucbucuk atarsin, ya da dort dortluk yasarsin... Neyzen Tevfik Devamı

İlk Karar

2010-07-14 21:43:00

Adamin biri, Bilgeligiyle un salmis olan kralin yanina gider. Krala sunu sorar: 'Efendim soyleyin bana, hayatta ozgurluk var midir? Kral: 'Elbette' der, 'Kac bacagin var senin?' Adam soruya sasirarak: 'Iki' der. Kral: 'Pekala, tek bacaginin ustunde durabilir misin? ' 'Elbette' diye cevap verir adam. Kral: 'O halde hangi bacagin ustunde duracagina karar ver'. Adam biraz dusunur ve sol bacagi ustunde durmaya karar verir. 'Tamam' der kral 'Simdi oteki bacagini da kaldir.' Adam sasirir: 'Bu imkansiz kralim' der. 'Gordun mu? ' der kral 'Ozgurluk budur. Sen sadece ilk karari almakta ozgursun. Ondan sonrasinda degil.'   Tiziano Terzani'nin 'Atli karincada Bir Tur Daha'adli kitabinda  okudugum bu kucuk oyku yillardir tartisilan ozgurluk  kavrami uzerinde bir kez daha dusunmeme yol acti.  Hayat gercekten boyleydi. Ilk karari aliyordun ve gerisi o ilk karara bagli olarak gerceklesiyordu. Hayat hata kabul etmiyordu.  Ilk kararin dogruysa isler yolunda gidiyordu ama eger yanlis bir karar  aldiysan, her sey zincirleme yanlis gidiyordu.   Mesela meslegini secerken... Hasbelkader, iyi dusunmeden, yeteneklerinin farkinda olmaksizin bir  meslek sectiginde omur boyu isini zorla yapmaya mahkum oluyordun.. Isinin basindayken baska bir is yapmayi ozluyordun. Ama biliyordun ki; ozgurlugunu kullanmis, ilk karari vermistin ve  yeniden baslamaya cesaretin yoktu.   Bazi insanlar vardi hayatta... Onlar her seyi ardlarinda birakip, yeniden baslayacak kadar cesurlardi.  Ama sen onlardan biri olamiyordun.  Bunca emek, bunca calismayi, sanki copmus gibi bir cirpida ativeremiyordun. Oysa goz ardi ettigin bir sey vardi. Hayat cok kisaydi ve mutsuz oldugun islerle zaman oldurmek, ayni  zamanda ruhunu oldurmekle es anlamliydi.   Evlilik konusunda da iyi karar verm... Devamı