kutular

Haziran 29, 2009

Müzik-Favorilerim


Funda Arar 2009 Albüm

Volkan Konak
http://ilyas.info/volkan-konak-2009-mimoza-albumu/

Yüksek Sadakat -Ben Seni Arayamam
http://www.videoklipler.org/yüksek-sadakat-ben-seni-arayamam-canlı-9b642e613.html

Yüksek Sadakat -Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer
http://www.videoklipler.org/yüksek-sadakat-belki-Üstümüzden-bir-kuş-geçer-1d99dfb9a.html

Haziran 29, 2009

TATİLE GİDİYORUZ

Yarın yollara düşüyoruz, tatil demek yol demek.

Resimler gelecek. Japon turist diyorlar bana.herşeyin fotoğrafını çekiyormuşum.

Haziran 29, 2009

AŞK YORUMLARI

40 yaşına girdiğim bir döneme rastladı, bu muhteşem kitabı okumak. Ben zaten bu yaşa beklenti ile girmiştim.
Bu kitapla Aşk içinde, aşk yaşadım. Ben ki sevdiğim adamla evlenmişim. Meğer aşk farklı düzlemlerde yaşanıyormuş. Adnanın aşkından sonra Melikeye aşık olmuştum. Doğum sonrası ilk üç ay ben Melikeye , Adnan bana ve Melikeye, ben ikisine yeniden aşık olmuştum. Bulutlarda aşk yaşamak neymiş, yaşamıştım.  Bu aşk kırk yaşın aşkı. Herşeyi sevmek mümkün mü? Anlatmak mümkün değil, kelimeler yetmiyor. Sahip olduklarını sevmek ve şükretmek Allaha.

Şükürler olsun, bugüne, bu aşkları yaşatan Allaha şükürler olsun. Kocama, kızıma, aileme ve dostlarıma şükürler olsun.

Bu kitabı okuyup, hiçbirşey bulamayanların kalbi ve gönül gözü kapalı.

Allahın sesini müzikle duyuyorum. Şükürler olsun.

Haziran 24, 2009

Mükemmel Kadın Olmayın!

Alıntı:

"Mükemmel kadın" denildiğinde aklınıza ne gelir? Toplumun ve yaşamın üstüne yapıştırdığı tüm sıfatları eksiksiz yerine getiren kadın!
Mükemmel Kadın Olmayın!
İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat, sevgili ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur? Çünkü bu kadınlar başkaları için yaşarlar!
Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında, iyi bir iş yapmış olmaz. Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde taşıyan, düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın, karşısındaki erkeğin genetiğini bozar.
İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır. Mükemmel kadın, her konuda başarılı olduğundan, karşısındakine yapacak bir şey bırakmaz. Armut piş, ağzıma düş! İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez. Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar, dersler ve çaba ile doğru orantılıdır. Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne, evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir. Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir. Eşinin işlerini üstlenen, yapması gerekenleri onun yerine yapan, beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın, mutsuz olmaya mahkumdur.
İşin garip tarafı, bu yapıdaki kadınların ilişkileri genellikle hayal kırıklığı ile biter. En çok aldatılan, terk edilen kadınlar, kusursuz kadınlardır. Neden aldatıldıklarını anlayamazlar. Üstelik, eşlerinin seçtikleri kadınlar, kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır. "Benim neyim eksikti?" Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.
İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur. Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. Çaba göstermek, uğraşmak için ortada sebep bırakmaz. Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş, doğal olarak gidip, kendini göstereceği, yaratacağı başka ortamlar arar.
Çevrenizdeki insanları bir düşünün. İçlerinde, mükemmel olduğuna inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi olduğunu anlayamadığınız kişiler yok mu? Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin. Hazır bir hayat. İlk başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı, tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır. İnsani egonuz zarar görür.
Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir. Sürekli başkaları için yaşamak, onların ihtiyaçlarını gidermek, onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak, hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar. Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek, gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek, karşı taraftan alkış ve takdir almaz. Düzenli olarak bunlar yapıldığı için, görevmiş gibi algılanır ve kıymet bilinmez.
Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir. Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar. İlişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir.
Mükemmel kadın mutlu olamaz. Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur.
İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur. Mükemmellik, insana ait değildir.
Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın. Bu sizi ancak, ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.


Ö. DEMİRKAN

Haziran 20, 2009

Yemek Hikayelerimiz

Geçenlerde bir arkadaşıma  dışarda yemek yerken başımızdan geçen seremoniyi anlattım.
Baktım ki çok komik olmuş. yemek seçme problemim yüzünden eşimin başına nasıl dert olduğumu anlatayım:
Dışarıda bu kadar çok yemek yediğimiz –mütevazi akşam yemekleri- halde,  Eşim 23 yıldır bu konudan muzdarip: “şimdi ne yiyeceksin?” Yani et yemediğim, ayrıca yemek seçtiğim için şu diyaloglar yaşanır:

(Bu arada ben de hep şunu derim, senin canın ne istiyorsa onu söyle, ben orada yiyecek birşey bulurum, o da söylemez. Sen ne yemek istiyorsun, diye ayak direr.Ben çorbaya, salataya razıyım, bu arada. Dinleyen yok.)

Örneğin, kebapçıdayız:

 

Ben: Lahmacun var mı?

Garson: Evet,

Ben: Peynirli lahmacun var mı?

G: (Genel olarak cevap) Hayır, etli var

Ben: Niye yapmıyorsunuz? (Eşim krizde, sana ne, yapmıyorlar işte, niye soruyorsun, diyor)

G:???!!!!

B: Peki etli lahmacun Adana mı, Antep mi?

G: Nasıl yani?

B:sarımsaklı mı, soğanlı mı, karışık mı? (ben sarımsaklı olan Antep usulünü severim, ama şartlarım var)

B: koyun eti mi? (koyun kokar sevmem)

Garson:???!!!

G:(Mesela) Adana dedi.

B: peki, bir lahmacuna koyduğunuz etli iç var ya?

G: evet

B:İşte onun yarısı kadar içeriği, benim lahmacunuma koyun

G: Nasıl yani?

B: Et sevmem de?? Et içeriği az olsun??

G: Kaç adet

B:1 adet (Eşim krizde bu kadar konuşma bir lahmacun için mi?)

G: İsterseniz size peynirli pide verelim?

B:Kaşarlı mı, tulum yada beyaz peynirli mi?

G:(Genel olarak) kaşarlı efendim.

B: kaşar sevmem, niçin beyaz peynirli yapmıyorsunuz? (Eşim krizde, sana ne, yapmıyorlar işte, niye soruyorsun, diyor)

G: ???!!!

B: tamam bir lahmacun

 

Evet sipariş verdim, nasıl?

 23 yıldır, tüm yemek fasıllarımız böyle. Diğer lokanta versiyonlarını anlatmıyorum. Bu sahneler için eşime acımış olabilirsiniz. Ama ben pilav, salata, garnitür, vb yan yiyecekleri yemeğe razıyım. Ama kocam, inatla bana da sipariş verdiriyor. Sonuç bu:

Özetle, Dışarıda yemekten kastım benim bir adet lahmacun, veya çorba.

 

 Bloguma eklediğim bu diyalog için eşim gene kriz geçirecek. Sinirli hali de çok tatlı olan bir kocam var. Hiç üstüme almam onun bu hallerini. O kızdığıyla kalıyor. Ona kaç kere;  23 yıldır, alışamadın mı, bu yemek olayına diyorum? Alışamamış? Bir Her yemekte aynı sahneyi oynuyoruz. Ben çok eğleniyorum. O da çok kızıyor.

 

Aziz Nesin hikayelerine dönmüş.

 

Haziran 19, 2009

AŞK Yorumları

AŞK'ı çok sevdim. Kitabı ikinci kez okumak az geldi, yorumları da zevkle okuyorum
İki yorum, her ikiside çok güzel, ellerine sağlık

http://ufuruktenprenses.blogspot.com/2009/04/ask-elif-safak.html 

http://enaryo.blogspot.com/2009/04/asktan-ilk-dalgalar.html

Kendi yorumlarımı  yazmak için zamana ihtiyacım var.

Haziran 19, 2009

Kurşun Kalem

Çocuk, büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu: "Bizim başımızdan geçen bir olayı yazıyorsun? Benimle ilgili bir hikáye olma ihtimali var ?"

 

Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi: "Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin."

 

Çocuk kaleme merakla baktı ama özel bir şey göremedi; "İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç farklı değil ki!"

 

Büyükbaba cevap verdi: "Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili. Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri benimseyebilirsen, hep dünyayla barışık bir insan olursun."

 

"Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Tanrı'dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir."

 

"İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar."

 

"Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın, aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli unsurlardandır."

 

"Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, onu korumalısın."

 

"Beşinci ve son özellik ise her zaman bir iz bırakmasıdır. Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın."

 

Haziran 19, 2009

Seninle olmanın en güzel yanı

 Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken. Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

Can YÜCEL

 

 

 

Haziran 18, 2009

SON

SON

Bütün ömrümce aradığımı bulduğumda
Oturup ağlayacağım
Bir deniz kıyısında

Ataol Behramoğlu (Antolojide yer alan “üçlükler” başlıklı şiirinden

Haziran 18, 2009

Ey özgürlük!

Okulda defterime, sirama agaçlara, yazarim adini
Okunmus yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarim adini
Yaldizli imgelere, toplara tüfeklere, krallarin tacina
En güzel gecelere, günün ak ekmegine, yazarim adini
Tarlalara ve ufka, kuslarin kanadina,
Gölgede degirmene yazarim.
Uyanmis patikaya, serilip giden yola,
Hinca hinç meydanlara adini ey Özgürlük.

Kapimin esigine, kabima kacagima, içindeki aleve,
Canlarin oyununa, uyanik dudaklara yazarim adini.
Yikilmis evlerime, sönmüs fenerlerime, derdimin duvarina,
Arzu duymaz yokluga, çirçiplak yalnizliga, yazarim adini.
Geri gelen sagliga, geçen her tehlikeye,
Yazarim ben adini, yazarim.
Bir sözün coskusuyla, dönüyorum hayata,
Senin için dogmusum, haykirmaya.
Ey özgürlük!
« Önceki :: Sonraki »
Ücretsiz Yemek Dergisini indirmek için tıklayın Ramazan tarifleriyle dopdolu yemek dergisi Yemek.Name'yi indirmek için tıklayın